Devrim Demirpolat yazdı: Korona virüsünün öğretemedikleri…

Bir ayda ne çok şey öğrendik. Kaç yıldır ellerimizi yanlış yıkıyormuşuz. Korona virüsü sayesinde ellerimizi nasıl etkili biçimde yıkayabileceğimizi öğrendik. Artık başparmaklarımız da temiz. Devrim Demirpolat’ın yazısı…

Korona virüsünün öğretemedikleri

Bir ayda ne çok şey öğrendik. Kaç yıldır ellerimizi yanlış yıkıyormuşuz. Korona virüsü sayesinde ellerimizi nasıl etkili biçimde yıkayabileceğimizi öğrendik. Artık başparmaklarımız da temiz.

Bunun dışında virüsün metabolizmasını öğrendik. Dünyada daha önce yaşanmış olan salgınları, ne kadar insanın öldüğünü öğrendik. Tarih bilgimiz de gelişti.

Virüslerin yarı canlı olduklarını yani sadece bir canlı içinde konuk olarak yaşayabileceğini, güneş ışığında 2,5 dakikada öldüğünü, sıcağı sevmediğini ama karton, kumaş gibi yüzeylerde 24 saat yaşayabileceğini öğrendik.

Öğrenmenin yanında bazı şeylerin bilincine vardık. Temizliğin önemli olduğunu, yerlere tükürmenin ne kadar kötü bir şey olduğunu artık anladık.

Bu arada felaket günlerinde her zamanki gibi dayanışmanın artmasına tanıdık olduk. Bazı meslek grupları bu süreçte daha çok çalıştılar, özveri gösterdiler. Hepsine şükranlarımızı sunduk.

Birçok konuda biz Türklere benzeyen İtalyanlar ve İspanyollar daha fazla mağdur oldular bu felakette. Daha organize olan, disiplinli, kurallara uyan milletlerin salgını daha hafif yaşadığını hatta atlattığını gördük. Birçok topluma göre daha disiplinsiz, adam sendeci, yaya geçitlerinde yayalara yol vermeyen bir toplum olduğumuz için süreci bu ülkelerden daha kötü geçireceğimizi de önümüzdeki günlerde göreceğiz. Umarım yanılırım.

Hastaların da olduğu bir yolcu gemisini, kimse kabul etmezken, fakir ve ambargolar altında yaşayan sosyalist Küba’nın kabul ettiğini gördük.

Peki göremediklermiz? Öğrenemediklerimiz?

Dünya 4,5 milyar (4.500.000.000) yaşında ve 3.7 milyar (3.700.000.000) yıldır bu dünyada yaşam var.

İnsanoğlu ise – en ilkel halini ele alırsak- yaklaşık 200 bin yıldır bu dünyada. Modern takvim ise 2020 yılını gösteriyor. Dinazorların yaklaşık 150 milyon yıl dünyada hüküm sürdüğünü hatırlayalım. Biz daha bu gezegende dünkü çocuğuz. Belki corona değil başka bir tür hastalık, belki bir başka felaket bizi dünyadan silecek götürecek. Belki bir göktaşı, belki bir yeraltı hareketi ya da başka bir şey. Bunlar olabilecek doğal şeyler. Biz böyle bir sonu kendimize yakıştıramıyoruz heralde. Doğaya rest çekip kendi kurallarımızla yaşamaya karar verdik, medeniyetler kurduk ya, illa sonumuzu da kendimiz getireceğiz.

Dünya nüfusu 1650 yılında 500 milyon iken şimdi 6 milyar. Nüfusumuz da, nüfusumuzun artış hızı da artıyor. O yüzden de bu salgınlar karşısında bu kadar zayıf kalıyoruz. Korona virüsünden hastalananların çok büyük çoğunluğunun iyileştiğini biliyoruz ancak herkesi tedavi edecek hastane, solunum cihazımız, ilacımız yok. Maskemiz bile yok herkese yetecek. Saçma sapan bir sürü şeyimiz var ama solunum cihazımız yok. Üretebilir miyiz? O da mulak. Solunum cihazının bir parçasını 3D yazıcılarla üreten insanlara dava açmış üretici firma. Böyle de enteresan bir sistem kurmuş insanoğlu.

Bu felaketi de bir şekilde atlatacak insanoğlu ama asıl öğrenmesi gereken şeyleri yine öğrenememiş olacak. Nüfusumuz arttıkça dünyanın bize sunduğu kaynakların daha hızla tükeneceğini öğrenemeyecek. Gerekli gereksiz, daha çok eşyaya sahip olmak için su kaynaklarını, madenleri, ormanları, denizleri talan etmeye ve çoğalmaya devam edecek. Dünyanın bize sunduğu zenginliği paylaşıp insan gibi yaşamayı öğrenemeyecek. Kendi aşırı tüketimininin bedelini ödeyen insanların olduğunu öğrenemeyecek.

Öğrendiğimiz ve öğrenmemekte inat ettiğimiz ne kadar çok şey var.

Devrim Demirpolat

Nikolaev 21/03/2020

22.3.2020

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.