Çernobil yangını: Radyasyon miktarı arttı mı, risk ne kadar büyük?

UkraynaHayat.Com editörü Sonat Kerem, BBC Türkçe servisi için yazdı:
Ukrayna’da 34 yıl önce Çernobil faciasının yaşandığı Pripyat kenti yakınlarında 4 Nisan’da başlayan yangının halen tamamen söndürülememesi endişe yaratıyor. Alevlerin, nükleer atıkların bulunduğu bölgeye yaklaştığı açıklandı. Peki radyasyon miktarında artış oldu mu? Yangın ciddi bir risk oluşturuyor mu?

Ukrayna’da 1986 yılında meydana gelen ve tarihin en büyük nükleer felâketi olan patlamanın yaşandığı Çernobil bölgesinde 11 gündür devam eden yangında, patlamanın ardından boşaltılan 12 köy, mezarlıklar, bataklıklar ve geniş ormanlık alanlar yok oldu.

Yangının, kullanım dışı olan nükleer santralin bulunduğu Pripyat kentine ve radyoaktif atıkların yer aldığı tesislere iki kilometre mesafedeki bir bölgeye kadar ilerlediği belirtildi.

Yangın nasıl başladı?

Çernobil Tur Operatörleri Birliği Başkanı Yaroslav Yemelyanenko, 4 Nisan’da başlayan yangının, yasak bölgeye yasa dışı yoldan giren kişilerce çalıların kasıtlı olarak ateşe verilmesi sonucu çıkmış olma ihtimalinin ağırlık kazandığını ifade etti.

Ukrayna Acil Durumlar Bakanlığı ise bölgedeki elektrik hatlarından otlara kıvılcım sıçraması ve komşu Jitomir ilindeki orman yangınlarının Çernobil’e yayılması ihtimalleri üzerinde de durulduğunu açıkladı.

Radyasyon seviyesi arttı mı?

Ukrayna Devlet Ekoloji Denetim Kurumu Başkan Vekili Yegor Firsov 5 Nisan’da sosyal medya sayfasından yaptığı paylaşımda yangın sırasında bölgede radyasyon miktarının artışa geçtiğini açıklamıştı.

Facebook hesabından durumu değerlendiren Yaroslav Yemelyanenko da alevlerin nükleer atıkların bulunduğu bölgeye yaklaştığına dikkat çekerek “Durum kritik. Bölge yanıyor. Yerel yetkililere göre her şey kontrol altında, ama aslında alevler giderek daha fazla alanı etkisi altına almaya devam ediyor” diye yazdı.

Ukrayna Devlet Acil Durumlar Servisi ise radyasyon miktarının doğal seviyede olduğunu ve herhangi bir risk yaratmadığını duyurdu. Ukrayna İçişleri Bakanlığı da yangının nükleer atık depolarını tehdit etmediğini açıkladı.

Ukrayna medyasında yer alan bazı uzman yorumlarında, yangının merkezinde radyasyon seviyesinin yükseldiği ve dumanların güneyde başkent Kiev’e doğru ilerlediği belirtildi.

Ekoloji uzmanı Marina Ratuşnaya, yangının bölgede hava kirliliğinin kritik seviyeye ulaşmasına sebep olduğuna, insan sağlığını tehdit eden toz partiküllerinin Kiev ve çevre ilçeler için de tehdit oluşturduğuna işaret etti.

Öte yandan Ukrayna medyası, devre dışı olan nükleer santralin bulunduğu Pripyat kentine birkaç kilometre mesafede 14 Nisan Salı günü sağanak yağmurun etkisiyle yangının kontrol altına alındığını duyurdu.

Ukrayna Başbakanı Denis Şmigal da alevlerin büyük ölçüde söndürüldüğünü açıkladı.

“Nükleer atık depoları tehdit altında” iddiası

Alevlerin bölgedeki radyoaktif atıkların depolandığı “Pidlisniy” adlı tesise ulaşabileceği ihtimali yangınla ilgili endişelerin artmasına sebep oldu.

Sosyal medya paylaşımında konuya dikakt çeken Çernobil Tur Operatörleri Birliği Başkanı Yaroslav Yemelyanenko, “Radyoaktif atık depolama merkezi gibi yerlerin yanmaya başlaması halinde yaşanabilecekleri düşünmek bile istenmiyorum” diye yazdı.

Çernobil dışına radyasyon yaymak amacıyla ormanların kasıtlı olarak ateşe verildiği iddiasına dikkat çeken Yemalyanenko, yangının “terörist eylem” kapsamına alınması ve istihbarat servisi tarafından soruşturulması çağrısında bulundu.

Ukrayna İçişleri Bakan Yardımcısı Anton Geraşçenko ise radyoaktif atık depolama merkezinin etrafındaki tüm ağaçların daha önce yangın riskine karşı kesildiğini ve alevlerin bölge için tehdit oluşturmadığını açıkladı.

Ukrayna parlamentosu, orman yangınlarına sebep olanlara verilen para cezalarının ağırlaştırılmasını öngören yasa tasarısını kabul etti.

Radyoaktif atık deposunun yanması halinde ne yaşanabilir?

Rus basınına değerlendirmede bulunan nükleer fizikçi Andrey Popeko, bölgedeki radyoaktif atık depolama merkezinin alev alması halinde “çok korkunç sonuçların yaşanmayacağı” fikrini dile getirdi.

Çernobil Nükleer Santrali’nin uzun yıllardır kullanım dışı olması nedeniyle, radyoaktif maddelerin soğuduğunu ve su dolu havuzlarda bekeltildiğini belirten bilim insanı, “Tabii ki aşırı ısınmalarının önüne geçmek için düzenli olarak kontrol edilmeleri gerekiyor. Ancak felaketin ardından çok uzun yıllar geçti. Dolayısıyla, yangının sıçraması halinde radyoaktif atık depolarını, çöken çatılar ve kırılan camlar dışında bir risk beklemiyor” değerlendirmesinde bulundu.

“Asıl tehlike, radyasyonun gıdalara karışması”

Ukrayna basınına konuşan ekoloji uzmanı Yelena Miskun ise “Radyasyonun ölçülmesinin bir yardımı olmaz, çünkü yeni radyasyon salımını yok. Asıl problem, radyasyonun tarlalara karışması ve gıda ürünleri ile birlikte insanlara ulaşacak olması” dedi.

Nükleer felaket sonrası santralden yayılan radyoaktif elementlerin bölgede günümüzde de toprakta bulunmaya devam ettiğini belirten uzman, şöyle devam etti:

“Bunların aktif olmaması için binlerce yıl geçmesi gerekiyor. Dolayısıyla bu bölgede bir şeyler yandığı zaman, kalıntılar radyoaktif parçacıklarla birlikte duman ve kül şeklinde havaya karışıyor. Radyasyonun miktarının yükselmesini beklememek gerekiyor. Tehlike, bu küllerin ülkenin geri kalan bölgelerine ve diğer ülkelere yayılması. Eğer bu radyoaktif maddeler, tarlalardan bize ulaşan gıdalara geçerse, bunları tüketen kişiler sağlık sorunları yaşayacaktır. En kötü ihtimal ise, bu parçacıkaların doğrudan solunması.”

Nükleer felaketin ardından santralden yayılan radyoaktif atıkların gömülmesi için bölgede depolama merkezleri kurulmuştu.

Ukrayna’da 1986 yılında Çernobil Nükleer Santrali’nde yaşanan patlama tarihin en büyük çevre felaketlerinden birine yol açmıştı.

14.4.2020

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.