10 soruda Çernobil kazası: Nedeni neydi, sonuçları ne oldu?

Günümüzde Ukrayna’ya bağlı olan Pripyat şehrinin yakınlarındaki Çernobil nükleer santralinde, 26 Nisan 1986’da korkunç bir patlama yaşandı.

Facia sonucu Ukrayna, Rusya ve Belarus’un birçok bölgesinde hava ve su zehirlenmesi etkisini gösterdi. Dünya çapında hissedilen sonuçları olan patlama, radyoaktif madde yüklü bulutların Türkiye de dahil birçok ülkeye yayılmasına yol açtı.

Bugüne dek gelmiş geçmiş en büyük ölçekli nükleer kaza olan facia sonrasında yapılan çalışmalar, nükleer enerji teknolojisiyle reaktörlerin tasarım güvenliğinin Çernobil öncesi ve Çernobil sonrası olmak üzere ikiye ayrılmasıyla sonuçlandı.

Kazanın hikayesi, yaşanmış olaylara ve neredeyse tamamiyle gerçek kişilere dayanan ‘Çernobil’ isimli HBO yapımı kurgu mini-dizinin ekranlara taşınmasıyla yeniden gündeme geldi. Sputnik, Çernobil reaktör kazası hakkında merak edilenleri 10 soruda derledi:

Çernobil kazasına ne sebep oldu?

İnsanlık tarihinin en korkulu nükleer faciasının esas nedeni bugün dahi oldukça tartışmalı. Nükleer santral çizelgesine göre, çalışanların dördüncü reaktörü kapattıkları anda reaktörün sıcaklığının korkunç boyutlara vardığı ve bunun da iki ayrı patlamaya yol açtığı net olarak biliniyor.

Ancak sıcaklığın nasıl olup da birden bire bu denli yükseldiği hâlâ gizemini koruyor.

Uluslararası Nükleer Güvenliği Danışma Kurulu’nun (INSAG) 1986 yılında yayınladığı ilk raporda, patlamanın sorumlusu olarak, kuralları çiğnedikleri söylenen santral operatörleri gösteriliyordu. Buna rağmen, 1992 yılında yayınlanan INSAG-7 raporunda, santralin tasarımından kaynaklanan, kontrol çubukları ve güvenlik sistemleri gibi kimi özelliklerin de altı çizilmişti.

Yani uzmanlar, Çernobil nükleer santralinin inşasında en başında birtakım kusurlar olduğunu ileri sürdüler. Deprem ve terör saldırısı gibi pek çok ihtimal göz önünde bulundurulmuş olsa da, bunların hiçbiri tek başına yeterli bir açıklama olarak kabul görmedi.

Sovyetler Birliği kazaya nasıl müdahale etti?

Yetkililerin açıklamalarına göre Sovyetler Birliği, ülkede ortaya çıkması muhtemel görünen panik hâlini önlemek adına facianın gerçek boyutunu ilk birkaç gün kamuoyuna yansıtmadı. Bunda, gerçeğin üzerini örtmeye çalışan üst düzey santral yöneticilerinin de payı vardı (Daha sonra bu kişiler yargılanıp cezalandırıldı.)

27 Nisan tarihinden itibaren, Çernobil’e en yakın yerleşim yeri olan, Kiev’in 132 kilometre doğusundaki 49.360 nüfuslu Pripyat şehri tahliye edildi. Sonraki hafta ve aylarda radyoaktif maddeyle kirlenmiş bölgelerdeki yerli halktan 67 bin kişi, devlet emriyle tahliye edildi.

Tahliye edilen vatandaşların sayısının toplamda 200 bini bulduğu tahmin ediliyor.

Mayıs ayıyla beraber yetkililer, yasaklı bölgeyi 30 kilometreye dek genişletti. Reaktörün yüksek radyoaktivite barındıran kalıntıları, vermeye devam edecekleri hasarların önlenmesi amacıyla çelik ve betondan yapılan sağlam bir kemer çatıyla kaplandı.

Patlama sonrası 600 binden fazla Sovyet vatandaşı, ya istedikleri ya da görevlendirildikleri için kendilerini feda ederek yangın söndürme, bölgeyi radyoaktif kirlilikten temizleme ve kemer çatı inşa etme gibi çalışmalarda görev aldı.

Kaç kurban verildi?

Patlama anında üç santral çalışanı hayatını kaybetti, ancak facianın sonrasında yaşanan yıkım çok daha vahimdi. Sovyet arşivlerine göre 26 Nisan günü santralde olan çalışanlardan 42 tanesi, akut radyasyon sendromu neticesinde on yıldan daha kısa süre içinde yaşamını yitirdi.

Yangını söndürmek için bölgeye intikal eden 28 itfaiye görevlisi ve acil yardım servisi çalışanı, faciayı izleyen üç ay içerisinde yaşamını yitirdi. Kurbanlardan birinin ölüm nedeni ani kalp durmasıyken, diğerleri yine akut radyasyon sendromundan ötürü can verdi.

Genel olarak, patlamalardan sonra 200 bin kilometrelik bir alan, uranyum ve plütonyum izotopları olan iyot-131, sezyum ve stronsiyum-90 gibi insan sağlığına oldukça zararlı radyoaktif maddelerle kirlenmişti. Ancak radyasyondan ötürü hasta olan ya da hayatını kaybedenlerin net bir sayısını saptamak mümkün değil.

Zira faciadan yıllar sonra hayatını kaybeden insanların esas ölüm nedenlerinin radyasyon olup olmadığını belirlemek oldukça güç. 2005 yılında Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Çernobil nükleer faciasından ötürü hayatını kaybedenlerin sayısının 4 bini bulmuş olabileceğini açıkladı.

Atmosfere yayılan radyoaktif maddelerin çevreye etkileri nelerdi?

Çernobil nükleer santralinin dördüncü reaktörünün patlamasının ardından, 100’den fazla radyoaktif element atmosfere saçıldı. Söz konusu elementlerin çoğu kısa ömürlüydü ve içlerinde barındırdıkları radyoaktif maddeler çabucak zayıfladı.

Ancak aralarından iyot, stronsiyum ve sezyum isimli en tehlikelileri sırayla 8 gün, 29 yıl ve 30 yıl boyunca doğada kalabiliyorlardı. Stronsiyum-90 ve Sezyum-137 elementlerinin etkisinin bugün dahi bölgede hissediliyor olması oldukça yüksek bir ihtimal. İyot insanlarda tiroit kanserine yol açabiliyorken, strosiyum’un da lösemiye neden olduğu biliniyor.

Söz konusu tehlikeli radyoaktif maddeler arasından en uzak bölgelere taşınabilen ve en dayanıklısı olan sezyum ise, karaciğer ve dalak başta olmak üzere tüm insan vücudu üzerinde yıkıcı etkilere yol açıyor.

Bunların yanında, santraldeki patlamanın ardından bölgedeki bitki ve hayvanlarda birtakım mutasyonlar gözlemlenmeye başladı. Sözgelimi bitkilerin yaprakları şekil değiştirdi ve kimi hayvanlar fiziksel deformasyonlarla dünyaya geldi.

Ancak artan radyasyon seviyesine rağmen günümüzde, nadir türlerin nüfusu bölgede yeniden artmaya başladı. Söz konusu hayvanlar arasında kunduz, sığın, kurt, vahşi ayı ve farklı kuş türleri yer alıyor.

Dünyanın geri kalanı faciadan nasıl etkilendi?

Çernobil’deki dört reaktörden birinde meydana gelen patlama sonucu 1986 yılında Türkiye’nin Karadeniz kıyıları da dahil çok geniş bir alan radyoaktif sızıntının etkisine maruz kaldı.

İskandinav ülkeleri de Çernobil faciasıyla atmosfere saçılan radyoaktif maddelerden etkilendi. Rüzgârların etkisiyle sezyum ve diğer radyoaktif izotoplar kuzeye doğru savrularak, İsveç ve Finlandiya ile beraber kuzey yarım kürenin büyük bir bölümüne yayıldılar.

Kazayı takip eden ilk üç haftada dünya genelinde radyasyon seviyesi normallerin üzerine çıksa da, kısa süre sonra normal seyrine geri döndü. Radyasyon sızıntısının etkilerinin hemen görüldüğü Ukrayna, Belarus ve Rusya haricindeki yerlerde, Çernobil ile kanser oranlarının artması arasında doğrudan bir ilinti olduğunu saptayan bir çalışma ise ortaya koyulamadı.

Facianın günümüze yansıyan etkileri neler?

Korkunç boyutlardaki radyoaktif kirlilik bir yana, uzmanlar üzerinden 30 yıl geçen facianın etkilerinin günümüzde minimum düzeyde olduğunu belirtiyorlar. Facianın en ciddi ve üzücü etkilerinden birinin ise, Çernobil’de patlama yaşandığında 18 yaşının altında olan bireylerde gözlemlenen tiroit kanseri vakaları olduğu biliniyor. WHO’nun 2006 yılında yayınladığı rapora göre söz konusu vakaların nedeni, radyoaktif iyotla kirlenmiş sütlerin tüketilmesi.

Nükleer güvenlik uzmanı Rafael Artyunyan, “Günümüzde söz konusu facianın, tiroit kanseri dışında herhangi bir mühim sonucu mevcut değil. Olması mümkün de değil, zira insanların maruz kaldığı radyasyon seviyesi oldukça düşük. Doğaya verdiği hasar ise, insanlara verdiğinden dahi az” açıklamalarını yaptı. Fakat Artyunyan’ın haklı olmayabileceğini gösteren veriler de mevcut.

Sözgelimi 2016 verilerine göre Rusya’nın Çernobil’e en yakın bölgesi olan Bryansk Oblastı’ndaki Novozıbkov kentinde kanser vakalarının normalden 2.5 kat daha sık görüldüğü biliniyor.

Çernobil kazasının etkisi Hiroşima ve Nagazaki ile karşılaştırılabilir mi?

Çernobil’deki patlama, Hiroşima’ya atılan atom bombasından 400 kat daha yıkıcı etkilere sahipti. Ancak 1960 ila 1980 yılları arasında atom bombası deneyleri yapan çeşitli ülkelerin atmosfere yaydıkları radyoaktif maddeler, Çernobil kazası sonucu ortaya çıkan tehlikeli maddelerden 100 ile 1000 kat daha fazlaydı.

Çernobil’deki gibi bir facianın yeniden yaşanmaması için neler yapıldı?

Çernobil patlamasını, RBMK tipi reaktörlerin zayıflıklarını saptamak ve tasarım güvenliğini geliştirmek için yapılan önemli çalışmalar takip etti. Çernobil kazasında payı olan tasarım kusurlarının ortadan kaldırılması için, o dönem diğer Sovyet cumhuriyetlerinde de bulunan RBMK reaktörlerinin hepsi incelenip güçlendirildi. Ayrıca Çernobil’deki kaza esnasında kendinden beklenen işlevi görmeyen kapatma sistemleri geliştirilip bir dizi yeni denetim mekanizması oluşturuldu.

Günümüzde Çernobil yakınlarında ikamet eden insanlar var mı?

Çernobil’in kötü şöhretiyle tanınan dördüncü reaktörünün çevresindeki 30 kilometrelik tahliye edilmiş bölge, hâlâ terk edilmiş halde. Ancak 2.000 kadar yerli vatandaş Pripyat ve civarındaki terk edilmiş evlerine kendi istekleriyle geri dönerek, topraklarını terk etmek yerine kötü koşullarda yaşamayı tercih etti.

Bölgenin 90 yaşındaki yerlilerinden biri 2016 yılında, “Uzun yaşamanın sırrı, zehirlenmiş olsa dahi doğduğun toprakları terk etmemektir” açıklamasını yaptı. Ancak yetkililer, çocukların söz konusu bölgede ikamet etmesine müsaade etmiyor.

Çernobil yakınlarındaki alanları ziyaret etmek serbest ve güvenli mi?

Patlamayla atmosfere salınan radyoaktif izotopların bazıları Çernobil yakınlarındaki varlıklarını hâlâ korusa da, kısa bir süre maruz kalınması hâlinde vücudun tolere edebildiği düzeydeler. Bu nedenle Çernobil çevresindeki kasabaların ziyaret edilmesine izin veriliyor. Hatta bu alanlara düzenli olarak düzenlenen turlar mevcut.

‘Terk edilmiş tüyler ürpertici Sovyet kasabalarının’ havasını solumak isteyenler için Ukrayna’nın kapıları sonuna kadar açık. İnternet üzerinden 89 dolardan başlayan ücretlerle bir tur rezervasyonu yaptırmak ve bu sıra dışı yeri deneyimlemek mümkün.

Bölgeyi iki sene önce ziyaret eden Russia Beyond The Headlines muhabiri Anton Papiç, “Bölgedeki tehlike seviyesi pek de yüksek değil, ancak yine de birtakım ihtiyati tedbirler öneriliyor. Adeta bir hayalet kasabasını geziyorsunuz, sanki zaman o kasvetli 1986 günü durmuş gibi” sözleriyle deneyimini anlatıyor.

13.6.2019

YORUM ALANI

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.